Pankreas kanseri (Adenokanseri)

Bilindiği gibi pankreas kanseri çok agresif seyreden, kötü prognozlu kanserlerden bir tanesidir. Geç belirti verdiği için ileri safhalarda saptanır, bunun için düzenli kontroller önem taşır.

Sıklıkla yaşlı insanlarda (genellikle 60 yaşından sonra) görülür ancak çevre koşullarımızın değişmesi (kötüleşmesi), genetik yatkınlık bu kanserin de daha erken yaşlarda daha sık görülmesine sebep olmuştur.

Sigara, alkol, şeker hastalığı, pankreas iltihabı, radyasyon, kahve ve bazı genler pankreas kanserine sebep olabilmektedir.

Pankreas karın arka kısmında yerleşmiş olduğu için sıklıkla geç belirti verir ve maalesef ilk tanındığında hastaların pekçoğu tedavi edilebilecek safhayı geçmiştir. Nispeten daha iyi huylu görünen, başka yere şıçrama yapmamış ameliyat ile tam temizlenenler de dahi tekrar etme riski yüksektir.

Sıklıkla pankreas baş kısmında yerleşen bu kanserler için Whipple ameliyatı denen, pankreas baş kısmı, oniki parmak barsağı, safra kesesi ve ana safra yolu, mide son 1/3 kısmını çıkarmak gereken zor, uzun ve riskli bir ameliyat gerekmektedir. Pankreas kuyruğu dediğimiz son kısmında yerleşen kanserlerde ise pankreas son kısmı(kuyruk kısmı) ile dalağın çıkarılması genellikle yeterli olmaktadır. Bu tür kanserlerde de en etkin tedavi yöntemi ameliyat ile tümörün geride doku bırakılmaksızın bütünüyle çıkarılmasıdır.

Bu ameliyat açık olarak yapılabileceği gibi Laparoskopik yada Robotik cerrahi gibi hastaların kesilerinin çok küçük, ağrının çok az ve iyileşme ve işe dönme süresinin çok daha kısa olduğu kapalı ameliyat yöntemleri kullanılabilir. Pankreas kanseri kemoterapi ve radyoterapiye genellikle cevapsızdır veya sınırlı cevap vermektedir. Bu sebeple halen en seçkin tedavi, mümkün ise cerrahidir.


Pankreas nöroendokrin tümörü (endokrin kanseri)

Nöroendokrin tümörler uzun yıllardır bilinen fakat hastalar açısından tanı konulmasında zorluk yaşanan ilginç kanser türüdür. Genellikle pankreas adenokanseri tanısı ile ameliyat sonrası patoloji incelemesi ile kesin tanı alırlar. Bu tümörlerin bir kısmı hormon salgılayarak belirti verse de genellikle hormon salgılamamaksızın, pankreas kanseri gibi belirirler. Eğer tümör tipik bir şikayet yaratan hormon salgılıyorsa fonksiyonel endokrin kanser, eğer hastanın bu tür şikayeti yoksa, hormon düzeyleri normal ise fonksiyonel olmayan endokrin kanser olarak adlandırılır.

Ailevi birtakım hastalıklar ile birlikte görülebilmektedirler. Çoğu karaciğere sıçramış hali ile karşımıza çıkmaktadır. Klasik pankreas adenokanserine göre tedaviye yanıtları daha iyi, hastanın yaşamı daha uzun olmaktadır.

MR ve BT ile hastalık tanınabildiği gibi, oktreotit sintigrafisi, galyumlu PET gibi değişik görüntüleme yöntemleri ile hem hastalığın kendisi hem de yayılımı ortaya konabilmektedir.

Ameliyat ile tedaviye yanıtları çok daha iyi olduğu için başka organlara sıçramış olsa da ameliyat için engel olmadığı durumlar vardır. Bu tür kanserlerde de en etkin tedavi yöntemi ameliyat ile tümörün geride doku bırakılmaksızın bütünüyle çıkarılmasıdır. Bu ameliyat açık olarak yapılabileceği gibi Laparoskopik yada Robotik cerrahi gibi hastaların kesilerinin çok küçük, ağrının çok az ve iyileşme ve işe dönme süresinin çok daha kısa olduğu kapalı ameliyat yöntemleri kullanılabilir.